uzay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uzay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2016 Pazar

Büyük Patlama ve Kuran

Özellikle 1990 ve sonrasında Kuran'ı zorla modern bilime uydurma çabasının arttığını görmekteyiz.Bu amaç uğruna ayetleri nasıl eğip büğdüklerini görüyoruz.İşte bunlardan biride büyük patlama konusudur.Kuran evrenin genişlemesi olayını(big bang) bilim adamları keşfetmeden önce haber vermiştir diyebilmek için;iki ayeti anlamından saptırdıklarını açıkça görüyoruz.Üstelik hileli tercüme yapmaktadırlar.Suni mucize üretebilmek uğruna.
1-Zariyat Suresi 47.ayete yanlış anlam veriyorlar ve yanlış tercüme ediyorlar:
Ayetteki gök kelimesi evren diye çevirerek,kapsayıcı gücümüz var kelimesinide genişletmekteyiz şeklinde çevirerek hileli bir ayet yorumuna ulaşıyorlar.Ve ayeti aşağıdaki gibi veriyorlar:
Evreni biz kurduk ve biz onu genişletmekteyiz(Zariyat 47-KURAN)
2-Enbiya Suresi 30.ayete yanlış anlam yüklüyorlar.Gökler ve yer bitişikken biz onları ayırdık sözünden yola çıkarak;bakın büyük patlama anında her şeyin küçük bir noktada bir arada oluşunu,bitişik oluşunu Kuran önceden bilmiş diyorlar.
Şimdi bu hileleri açıkça deşifre etmek gerekiyor:
Gökyüzünü biz bina(بَنَيْنَاهَا) ettik.Çünkü biz kapsayıcı bir gücün sahibiyiz(Zariyat 47-KURAN)
Zariyat 47.ayetin gerçek tercümesi budur ve 1990 öncesi tercümelerde bu şekilde geçmektedir.Elmalılı Hamdi,Abdulkadir Gölpınarlı,Hasan Basri Çantay bu şekilde vermişler ayeti.
Ve ayetten göğün genişlemesi anlamının çıkarılması imkansızdır.Çünkü bunun tam tersi bir anlam yükleyen bir kelime var ayette:bina kelimesi.Türkçede de kullandığımız bina etmek fiili var burada.Bina etmek yani sabit ve sağlam kılmak,sabitlemek anlamına geliyor.Siz hiç sürekli genişleyen bir bina gördünüzmü?(-بَنَيْنَاهَا-beneyna ha=bina etmek,sabit ve sağlam kılmak)
Zariyat 47.ayette geçen kelime le müsuine(لَمُوسِعُونَ) kelimesidir ve anlamı elbetteki kapsayıcıyız,elbetteki kuşatıcıyızdır.Mekandan ziyade iradesel eylem ve yeteneklerin kapsayıcılığını anlatır. Mekansal genişlik için kullanılan kelime arduha kelimesidir ve bu ayette geçmemektedir.arduha(عَرْضُهَا)=genişlik.Arduha kelimesi Ali İmran 133 ve Hadid 21.ayetlerde vardır.Zariyat 47. ayette arduha(عَرْضُهَا) kelimesi yoktur.
Dediğimiz gibi Zariyat Suresi 47.ayet açıkça gökyüzünü bina gibi sabit yaptık diyor ve hiç bir bina genişlemez.
Kuran açıkça evreni ve yıldızlarla dolu gökyüzünü sabit bir bina olarak görmektedir.Bunu başka ayetlerde de görmekteyiz.Evreni sabit bir bina olarak görmekte ve yıldızlarla dolu gökyüzünü evrenin tavanı olarak görmektedir.Hiç bir bina genişlemediği gibi,binanın tavanıda genişlemez.
Ve yükseltilmiş tavana and olsun-TUR 5-KURAN
Ve göğü nasılda yükseltmişiz-GAŞİYE 18 KURAN
Onu yükseltti ve bir tavan yaptı-NAZİAT 28 KURAN

Yıldızlarla süslü bir tavan.
Biz dünyaya yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik-SAFFAT 6 KURAN
Yani yıldızlarla süslü ve yerden yükseltilmiş bu tavan(uzay) genişlemiyor.Sabit bir bina gibi.Hatta o kadar fazla bina gibi ki;yer üzerine çökme tehlikesi var.
…Göğü de o tutar, yer üzerine düşmesin diye . HACC 65 KURAN
Ve göklerle yer arasındaki mesafe değişmezdir.Sabittir.Çünkü gökler ve yer arasındaki mesafenin alan büyüklüğünü ifade etmek için,sabit ölçü birimi olarak kullanıldığını görüyoruz.
Rabbinizin bağışına,Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan,genişliği göklerle yer arası kadar olan cennete koşun.(Ali İmran 133-KURAN)
Rabbiniz tarafından bağışlanmaya ve cennete koşun. Cennetin genişliği, gökle yerin genişliği kadardır. Allah’a ve Rasulüne iman edenler için hazırlanmıştır.(Hadid 21-KURAN)
Ve yine gökler ve yer arası mesafe sabit olduğu içindirki meleklerin ve ruhun hızı,sürekli aynı sürede en yüksek göğe erişmelerini sağlıyor:
Melekler ve Ruh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar.(Mearic 4-KURAN)
#################################
Gökler ve yer bitişikken biz onları ayırdık(Enbiya 30) ne anlama geliyor?
İnkâr edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?(Enbiya 30-KURAN)
Buradan ne anlamalıyız?Gökler ve yer bitişikti derken;evrenin genişlediğini,büyük patlama anında her şeyin bir arada bulunduğunu mu anlatıyor?Yoksa başka bir şey mi anlatıyor?
Yıldızlı gök'ün dünya zemininde olduğunu,sonra dünyadan yukarı doğru yükseltilişini görmekteyiz burada.Hepsi bu.Göklerle yerin bitişik olması derken;yıldızlı gökyüzünün dünya zemininde olduğunu ve buradan direksiz yükseltildiğini anlatıyor.
Biz dünyaya yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik-SAFFAT 6 KURAN
Kuran gökler ve yer bitişikti derken;bu yıldızlı göğün yerden yükseltiğini,bir zamanlar yer zemininde bulunduğunu söylüyor.Burada büyük patlama yok, direk kullanmadan yükseltme var.
Göğü Allah yükseltti ve düzenini o kurdu-RAHMAN 7 KURAN
Ve yer üzerinden yükseltilen bu yıldızlı göğün çökme tehlikesinden bahsediyor.Bu yerden yükseltilen yıldızlı gök'ün yer üzerine çökme tehlikesi vardır;bu sebeple Allah'ın göğü sürekli tutması gerekmektedir.
…Göğü de o tutar, yer üzerine düşmesin diye . HACC 65 KURAN
Kuran'ın bakış açısına göre yeryüzü evrenin tabanıdır,zeminidir.En alt kısmıdır.Gökte bu zemin üzerine kurulu bir tavandır.Bina edilmiş bir tavandır.
Ve yükseltilmiş tavana and olsun-TUR 5-KURAN
Ve göğü nasılda yükseltmişiz-GAŞİYE 18 KURAN
Onu yükseltti ve bir tavan yaptı-NAZİAT 28 KURAN

Yani yıldızlı gökyüzü dünyanın her tarafını saran bir uzay değilde,dünyadan yükseltilmiş bir tavandır.Ayette anlatılan budur.(Bu çok yanlıştır.Çünkü yıldızlı gök dünyadan daha önce vardı ve dünyadan yükseltilmedi.Hatta dünyanın kendisi bu yıldızlı gökten gelen parçalardan oluştu)
Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. Ve biz, yakın gök'ü kandillerle(yıldızlarla) donattık, bozulmaktan da koruduk.(Fussilet 12 KURAN)
Biz dünyaya yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik-SAFFAT 6 KURAN
…Göğü de o tutar, yer üzerine düşmesin diye . HACC 65 KURAN
Evet Kurana göre yıldızlı gök yer üzerindeydi,sonra Allah onu en aşağıdaki dünyadan yükseltti ve kendisi bu göklerin en yüksek kısmına yerleşti.Eğer dünya en aşağısı,gökte en yukarısı olmasaydı göğün yer üzerine düşmesi söz konusu olamazdı.Kuran dünya ile uzay arasındaki ilişkiyi aşağısı ve yukarısı şeklinde algılıyor.Yıldızlı gökyüzü en aşağıdaydı ve aşağıdan yükseltildi.Ve tekrar aşağı düşme tehlikesi var.
Göğü Allah yükseltti ve düzenini o kurdu-RAHMAN 7 KURAN
Görmedin mi, Allah, yerdeki eşyayı ve emri uyarınca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize verdi. Göğü de o tutar, yer üzerine düşmesin diye-HACC 65 KURAN

Dünyada su üzerindeydi bütün gökler.Sonra Allah onları direksiz yükseltti ve en yüksek gök'e kendisi yerleşti.Melekler ve Ruh 50.000 yılda bu en yüksek gök'e ulaşıyorlar.Kuran'ın evren senaryosu budur.Yani Kuran'a göre dünya evrenin en alt zemini,gökte evrenin yukarı kısmıdır.Cebrail ve melekler en alttan,yani dünyadan en üstteki gök'e gidip gelmektedirler.En yüksek gök Allahın yerleşim yeridir.ala el arşi(عَلَى الْعَرْشِ)=en yüksekteki gök.
O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için,kendi gök'ü su üzerinde iken, gökleri ve yeri altı günde yaratandır.(Hud 7 KURAN)
Allah gökleri direksiz olarak yükseltti ve en yüksekteki gök'e(ala el arşi-عَلَى الْعَرْشِ) yerleşti(Rad 2-KURAN)
Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan, sonra en yüksekteki gök'e yerleşen(ala el arşi-عَلَى الْعَرْشِ) Rahman'dır. Bunu bir bilene sor.(Furkan 59-KURAN)
Yüksekte olan Allaha(Meariç 3 KURAN)
Melekler ve Ruh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar.(Mearic 4 KURAN)
Gökte olanın sizi yere batırmayacağından eminmisiniz?(Mülk 16-KURAN)

Ya da gökte olanın sizin üzerinize bir fırtına göndermeyeceğinden eminmisiniz?(Mülk 17-KURAN)

Kuran'da gökbilimsel hatalar

Kuran yeryüzünü yani dünyayı düz bir mekan zannetmektedir.Ve Kurana göre yeryüzü evrenin en aşağı kısmını oluşturmaktadır.Yıldızlarla dolu gökyüzüde bu düz zeminden yani yeryüzünden yukarı doğru yükseltilmiş bir yerdir Kurana göre.
Biz dünyaya yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik-SAFFAT 6 KURAN
Kuran işte bu göğün yerden yükseltildiğini düşünüyor.
Göğü Allah yükseltti ve düzenini o kurdu-RAHMAN 7 KURAN
Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten, sonra Arş’a istiva eden, güneşi ve ayı emrine boyun eğdiren Allah’tır. (RAD 2 KURAN)
O inkâr edenler görmüyorlar mı ki, göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, biz onları ayırdık …… (Enbiya 30 KURAN)
Başlangıçta yeryüzü ile yıldızlı gök bitişik haldeyken Allah yıldızlı göğü direksiz olarak yerden yukarı kaldırmış ve yükseltmiştir görüldüğü gibi.(Yer ile gökleri birbirinden ayırdık demesi yerinde bir gök cismi olduğunu Kuran yazarının bilmediğini gösteriyor)
Ama bu çok yanlıştır.Çünkü yıldızlı gök dünyadan daha önce vardı.Hatta dünya bu yıldızlı uzay boşluğundan çekilen parçalardan oluştu.Bunu bilmediği için,kütle çekimini bilmediği için yıldızlı göğün yeryüzünden yükseltildiğini sanıyor Kuran.
Ve göğü nasılda yükseltmişiz-GAŞİYE 18 KURAN
Hatta Kuran bu yerden yükseltilmiş yıldızlı gökyüzünü yeryüzünün tavanı sanmaktadır.
Ve yükseltilmiş tavana and olsun-TUR 5-KURAN
Onu yükseltti ve bir tavan gibi yaptı-NAZİAT 28 KURAN
Yerden yükselttiği bu tavanın evrenin en altı olan yeryüzüne çökmemesi için Allah bu yükselttiği tavanı,gökyüzünü tutmaktadır:
Görmedin mi, Allah, yerdeki eşyayı ve emri uyarınca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize verdi. Göğü de o tutar, yer üzerine düşmesin diye-HACC 65 KURAN
Dünya evrenin en alt kesimidir ve düz bir yapıdadır.Yıldızlı gök bu düz zeminden,dünyadan yükseltilmiş bir tavandır.
Göğün tavan olabilmesi için dünyanın düz bir yer olması gerekmektedir.Yuvarlak bir cismin tavanı olamaz.Dünyanın alt gökyüzünün üst olması lazımdır.Bu durumda dünyanın alt tarafında yıldızlı göğün bulunmaması gerekir.
Tavan düz yada kubbemsi olur.Yuvarlak değildir.Oysa dünya yuvarlak olduğu için gök/uzay dünyanın tavanı olamaz.Olsa olsa dünyayı her bir tarafından sarmalayan bir şey olur.Yani dünyayı düz sanan birinin ifadesidir göğü düz bir tavan olarak sunan ifade.
Yıldızlarla dolu bu gök yerden yükseltildiği için,gökyüzünün yere düşmesi tehlikesi vardır Kuranda.
Göğü Allah yükseltti ve düzenini o kurdu-RAHMAN 7 KURAN
…Göğü de o tutar, yer üzerine düşmesin diye . HACC 65 KURAN
Görünen o ki düz bir dünyanın üzerinde direksiz yükseltilmiş düz bir gök hayali var kuranda.Ve bu göğün yer üzerine düşme tehlikesi var.Tabi burada gök yukarısı dünyada aşAğısı konumunda sanılmaktadır.
Oysa uzay bilgisi olan herkes bilir ki;yukarısı ve aşağısı gibi kavramlar söz konusu değildir uzayda.
Dünyayı evrenin en aşağısı zanneden biri için söz konusudur göğün düşme hareketi.
Dünyayı evrenin en aşağısı zannettiği için;var olan her şeyin gök ve yer/dünya arasında olduğunu sanıyor.
Biz, göğü, yeri ve bunlar arasındakileri, oyun olsun diye yaratmadık. -ENBİYA 16 KURAN
Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennet için yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır. (Âli İmran Suresi-133 kuran)
Yer’den kastedilen dünya gezegeni olduğuna göre, dünya da uzayda diğer gök cisimlerinden bir olduğuna göre “gök ile yer kadar” demek anlamsız bir ifadedir. Hatta bu ifadeden yerin en altta, uzayın ise üstte algılandığı anlaşılmaktadır.
Yer ile gökleri birbirinden ayırması,yerinde aslında bir gök cismi olduğunu bilmediğini gösteriyor.
Allah kendisine mülk (hükümdarlık ve zenginlik) verdiği için şımararak Rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya gireni (Nemrut’u) görmedin mi! İşte o zaman İbrahim: Rabbim hayat veren ve öldürendir, demişti. O da: Hayat veren ve öldüren benim, demişti. İbrahim: Allah güneşi doğudan getirmektedir; haydi sen de onu batıdan getir, dedi. Bunun üzerine kafir apışıp kaldı.(BAKARA 258 KURAN)
Görüldüğü gibi Güneş bir yere gidip geliyor sanmaktadır kuran.Oysa olay sadece Dünyanın kendi etrafında dönmesidir.Güneşin bir yere gidip geldiği yoktur.Yani Kuran kendi çağının astronomi cehaletini aynen paylaşmaktadır.
Ayrıca Güneş ve Ay peş peşe gidiyorlar Kuran yazarına göre.Dünya sabit duruyor Güneş ve Ay birbirini takip etme hareketi yapıyorlar zannetmektedir.
“Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.”(Yasin 40 KURAN)
Burada güneş ve ayın arka arkaya gittiği ama çok iyi ayarlı olduğu birbirlerine değmediklerinden bahsediliyor, eski insanlar gökyüzüne baktıklarında önce güneşi sonra ayı görüyorlar ve bunların arka arkaya hareket ettiklerini düşünüyorlardı, ama durum farklıdır güneş galaktik merkezin etrafında dönerken, ay dünyanin etrafında dönmektedir, yani bunlar birbirlerini kovalamıyorlar, bunun gibi pekçok örnek var.
Dünyanın düz olduğunu açıkça yazan ayetlerde var.Bunlarda tercüme hileleriyle gözden kaçırılmaya çalışılıyor.
Ve yeryüzünü düz yaptı(sutıhat-düz olan-سُطِحَتْ)-GAŞİYE 20 KURAN
Yeri bir döşek kıldık-NEBE 6 KURAN
Döşek te ‘yuvarlak değil düz bir şey‘dir.Üzerine uzanacağınız düz bir zemini ifade eder.
Ve yeryüzünü yayıp döşedi-NAZİAT 50 KURAN
Ve yeri döşeyip yaydık(medednâ-hâ-مَدَدْنَاهَا)-KAF 7 KURAN
Yeryüzünü uzunlamasına yaydık(medednâ-hâ-مَدَدْنَاهَا)-HİCR 19 KURAN
Ve yere ve onu düzleyene(tahaha-طَحَاهَا)ŞEMS 6 KURAN
(ayette geçen tahaha açıkça düzleştirmek,düz kılmak anlamlarına geldiği halde modern çevirilerde farklı anlamlar verilmeye çalışılıyor.Böylece olayın üstü örtülmeye çalışılıyor.)
İbni Abbas,İbni Kesir ve Celaleyn tefsiri,bu ayetler dünyanın düz oluşunu çok iyi anlatır demişlerdir.
################################
O’dur ki Güneş’i bir ışık yaptı. Ay ise bir nûrdur, ona birtakım konaklar da tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz-YUNUS 5 KURAN
Ay’ın bir nur olmadığı sadece geceleri güneşten aldığı ışığı yansıttığı biliniyor.

bilimsel öngörüler ve Kuran

Bilimde geri kalmış olmanın verdiği aşağılık kompleksiyle Kuran’a zoraki bilimsellik yüklemeye çalışanların bakış açısını anlatmak içindir bu yazı.
Öncelikle şunu belirtelimki Kuran a zorla bilimsellik görünümü vermek isteme olayı,kendi özgü bir mantık yürütme şeklinin ürünüdür.Bu mantıgın adına NURCU MANTIK deniliyor.Nedir bu nurcu mantık?
NURCU MANTIK=Aya ilk gidildiği Dünyada ilk defa duyurulmaya başladıgı dönemlerde Nurcu taife önce şöyle bir çıkış yaptı=AY NURDUR ONUN İÇİN HİÇ BİR İNSAN GİDEMEZ.BU BİR GAVUR YALANIDIR diyorlardı.
Ama daha sonra hem Dünya toplumları hem de Türkiye toplumu Ay a gidilmiştir diye kabul etmeye başlayınca,bu sefer aynı Nurcu taife şunu demeye başladılar=AYA NASIL GİDECEKLERİNİ KURAN A BAKARAK ÖĞRENDİLER.KURAN A BAKIP GİTTİLER.YOKSA GİDEMEZLERDİ.KURAN BİLİME YOL GÖSTERİYOR.
Ama eskiden bu mantık sadece Nurcular da yaygındı.Günümüzdeyse bütün müslümanlar da aynı sendrom var ve bu Nurcu Mantık bütün müslümanlara yayıldı.
Şimdi Gelelim KURAN A BİLİMSELLİK YÜKLEMEK İÇİN KULLANDIKLARI AYETLERE:
1-DEMİR İN UZAYDA Kİ YILDIZLARDA NASIL OLUŞTUGUNU KURAN ÖNCEDEN BİLDİRMİŞMİDİR?
”Ve DEMİRİ DE indirdik.Onda insan için kullanışlılık ve saglamlık vardır=HADİD SURESİ:25.AYET-KURAN”
Diyorlar ki Demir uzayda yıldızlardaki bir takım hareketlerle ve tepkimelerle oluşur.Demiri indirdik diyen Kuran,bunu haber veriyor.Muhammed bunu 1400 yıl önce nereden biliyordu?
Yeryüzünde Kuran ı en az anlayanlar müslümanlardır.Kuran ın genel mantıgından habersiz olan biri ancak demirle ilgili olan ayeti böyle acemice yorumlayabilir.
Çünkü,Kuran SADECE DEMİR İÇİN İNDİRDİK KELİMESİNİ KULLANMAZ.İnsanın kullandıgı her şey için İNDİRDİK kelimesini kullanır.
”Allah sizin için 4 AYAKLI HAYVANLAR İNDİRDİ=ZUMER SURESİ:6.AYET-KURAN”
İndirdi kelimesinden eğer YILDIZLARDA YAPILDI lafını anlıyorsanız,o zaman gökten indiği söylenen bütün bu hayvanlar da uzayda süper nova patlamalarıyla oluşmuş olmalı.Bu hayvanlar da yıldızlar da mı yapılıp dünyaya indirildi?
”Allah ın size GÖKTEN İNDİRDİĞİ YİYECEKLERin bir kısmını kendinize haram kılmayın=YUNUS SURESİ:59.AYET-KURAN”
Umarım yiyeceklerde yıldız patlamalarıyla uzayda üretilmemiştirler?
Yiyecekler ve Hayvanlar nasıl insanın hizmetine verildiyse,demir de aynı şekilde insanlıgın hizmetine verildiği için hepsine birden SİZİN İÇİN GÖKTEN İNDİRDİK deniliyor.
Yani ayetlerdeki SİZE DEMİRİ,HAYVANLARI VE YİYECEKLERİ İNDİRDİK gibi sözler,kullanımınıza sunduk,bahşettik anlamında kullanılıyor.Yoksa nasıl üretildikleriyle ya da süpernova patlamalarıyla ilgili ayetler değil bunlar.
Ayrıca Müslümanların kendi tefsirlerinde bile bu ayetlerde İNDİRİLDİ DERKEN ALLAH KATINDAN BAHŞEDİLDİ,ALLAH TARAFINDAN SİZE SUNULDU anlamının kastedildiği gayet açıkça yazıyor.Nasıl yapıldıgı değil,insanlıga hediye edilmesinin önemi vurgulanıyor.
2-KURAN DÜNYA NIN DÖNDÜĞÜNÜ ÖNCEDEN BİLDİRMİŞMİDİR?
”Ve sabit gördüğünüz daglar bulutlar gibi geçip giderler=NEML SURESİ:88.AYET-KURAN”
Bu ayetten Dünya nın dönmekte oldugunu anlıyorlar.Yani yerkabugu nun üstündeki daglar yer kabugu ile birlikte mantonun üzerinde dönüyor anlamına geliyormuş bu ayet.Oysa gene Kuran ın genel mantıgından ve diğer ayetlerden bagımsız düşünmekteler.
Oysa bu ayet in ne anlattıgı çok açıktır ve basitçe anlaşılabilir:DAGLARIN EBEDİYEN BÖYLE SARSILMADAN KENDİ YERLERİNDE KALACAKLARINI SANMAYIN.KIYAMET GÜNÜ YERLERİNDEN SÖKÜLÜP HAVAYA FIRLATILACAKLAR VE BULUT GİBİ UÇUP GİDECEKLER.Hatta diğer ayetler bunu daha da açık izah ediyorlar:
”Yeryüzüne SABİT DAGLAR YERLEŞTİRDİK=HİCR SURESİ:19.AYET-KURAN”
”Ve o gün geldimi DAGLAR HAVAYA ATILMIŞ KOYUN YÜNÜ GİBİ olacaklar=KARİA SURESİ:5.AYET-KURAN”
”Sana dagların durumunu soruyorlar:de ki,RABBİM DAGLARI UFALAYIP HAVADA SAVURACAK=TAHA SURESİ:105.AYET-KURAN”

YANİ DAGLARI SAGLAM VE SABİT YAPTI.AMA O GÜN DAGLARIN SAGLAMLIGI VE SABİTLİĞİ DE İŞE YARAMAYACAK.YERLERİNDEN SÖKÜLÜP BULUT GİBİ ATILACAKLAR.RÜZGARIN SAVURUP GÖTÜRDÜĞÜ BULUTLAR GİBİ DAGLARDA SAVRULARAK GÖZÜNÜZÜN ÖNÜNDEN KAYBOLUP GİDECEKLER.
3-KURAN DENİZLERİN BİRBİRİNE KARIŞMADIGINI ÖNCEDEN SÖYLEMİŞMİDİR?
Kaptan Kusto Cebeli Tarık Bogazında Atlas Okyanusu ile Akdeniz in sularının birbirine karışmadıgını keşfetti.Karışmama sebebi Akdeniz ile Atlas Okyanusu nun sularının tuzluluk oranlarının farklı olmasıydı.Kusto bunu 20.yüzyılda keşfetti.Kuran bunu 1400 yıl önce nasıl bilmiştir?
Öncelikle Kuran iki farklı deniz birbirine karışmaz derken;DENİZLERDEN BİRİNİN SUYU TATLIDIR,İÇMESİ GÜZELDİR,DİĞER DENİZİN SUYU ACIDIR VE İÇİLEMEZ(FATIR SURESİ:12.AYET-KURAN”) demektedir.
Ama Kusto nun buldugu yerde,yani Cebeli Tarık bogazında her iki deniz de tuzlu ve içilmezdir.Hem Atlas Okyanusu nun suyu,hem de Akdeniz in suyu tuzlu ve içilemezdir.Birinin tuz oranı daha az,ama ikisi de tuzlu.
İkincisi,Hindistan da Allahabat nehri ve ganj nehrinde sularının denize döküldüğü nokta da tatlı nehir suyu ile tuzlu deniz suyu birbirine karışmıyor ve Hintliler bunu binlerce yıldır biliyorlar.Dünya nın pek çok yerinde bu böyledir ve Amazon nehrinin yerlileri bile bunu biliyorlar.Kusto da zaten bunu onlardan duymuştu ve bu bilinen olay Cebeli Tarıkta da varmı diye gidip orada da kontrol etti.Kusto bunu ilk ben buldum demiyor zaten.Binlerce yıldır her yerde bilinen bir olayın,Okyanus ve Denizlerin buluşma noktalarında da olup olmadıgını merak ettim diyor.İşte hepsi bu.
Muhammed in zamanında ki Araplar da bunu biliyorlardı zaten.Şu şekilde biliyorlardı=tatlı olan denizin suyunu içiyorlar ve zevk alıyorlar.tuzlu olanını ise suyunu acı buluyorlar ve içemiyorlar.Suların karışmadıgını böyle anlıyorlar.
Zaten ayetler de birini içtebildiğiniz,diğerini içemediğiniz şu iki deniz varya diye başlıyorlar.
”Ve iki denizi birbiri üstüne saldı.Biri TATLIDIR diğeri TUZLUDUR.Arada engel var karışmazlar=FURKAN SURESİ:53.AYET-KURAN”
”Tatlı olandan içersiniz ama tuzlu olandan içemezsiniz.Böylece bu iki deniz bir değildir.Üzerlerinde gemiler yüzdürürsünüz ve balık tutarsınız=FATIR SURESİ:12.AYET-KURAN”

Ama hem o devirdeki Araplar,hem de Muhammet arada bir perde,görünmez bir perde oldugu için karışmadıgını söylüyorlar.Oysa böyle bir perde yoktur.Olsaydı denizaltılar geçemezdi.Balıkların geçmemesini Araplar perdeye baglamışlardır.